Tilâvet Odası&Huzûr-ı Pîr (Türbe)&Semâhâne&Mescid

2008-03-22 23:22:00

Tilâvet Odası Tilâvet Arapça bir kelime olup,Kur'an-ı Kerim'i güzel sesle ve usulüne uygun olarak okuma anlamına gelir. Geçmişte bu oda da Kur'an-ı Kerim okunulduğu için buraya tilâvet odası denmiştir. Halen Hat Dairesi olarak kullanılmaktadır. Hat Dairesi'nde Mahmud Celaleddin, Mustafa Rakım, Hulusi, Yesarizâde gibi devirlerinin meşhur hattatlarının levhaları yanında, Sultan II. Mahmud'un yazdığı altın kabartma bir levha da yer almaktadır. Gümüş kapı üzerinde teşhir edilmekte olan Yesarizâde Mustafa İzzet Efendi'nin hattı ile yazılmış olan Molla Cami'ye ait Farsça beyitte şöyle denilmektedir. Kabetü'l-uşşâk bâşed in mekamHer ki nakıs amed incâ şod temam (Bu makam aşıkların kâbesi oldu. Buraya noksan gelen tamamlanır) Huzûr-ı Pîr (Türbe) Türbe salonuna Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu Hasan Paşa'nın 1599 yılında yaptırdığı gümüş kapıdan girilir. Burada bulunan iki vitrin içerisinde Mevlâna'nın meşhur eserlerinden Mesnevi'nin, Divân-ı Kebir'in en eski nüshaları sergilenmektedir. Türbe salonunu üç küçük kubbe örter. Üçüncü kubbeye post kubbesi de denilir ve yeşil kubbeye kuzey yönünden bitişiktir. Türbe salonu doğuda, güneyde ve kuzeyde yüksekçe bir set ile çevrilir. Kuzeyde iki parça halinde yer alan yüksek setlerde 6 Horasan erinin sandukaları yer almaktadır. Horasan erlerinin hemen ayak ucunda ise İlhanlı Hükümdarı Ebû Said Bahadır Han için yapılmış nisan tası sergilenmektedir. Yine burada yer alan iki levha, Mevlâna'nın felsefesini ve düşünce sistemini açıklaması açısından mühimdir. 1. levha Türkçedir ve şöyledir; "Ya olduğun gibi görünYa göründüğün gibi ol" Hz. Mevlâna 2. levha ise Mevlana'nın Farsça bir rubaisidir. Rubainin Türkçe çevirisi şöyledir; "Gel, Gel, ne olursan ol, gel!İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel!Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.Yüz kerre tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"Hz. Mevlâna Türbe salonunu doğuda ve güneyde çevreley... Devamı

Halı Kumaş Bölümü - Derviş Hücreleri

2008-03-22 23:21:00

Halı Kumaş Bölümü - Derviş Hücreleri Mevlâna Dergâhı'nın ön avlusunun batı ve kuzey yönünü çevreleyen, her birinde birer küçük kubbe ve baca bulunan 17 hücre bulunmaktadır. Bu hücreler Padişah III. Murat tarafından 1584 yılında dervişlerin ikameti için yaptırılmıştır. Bu hücrelerden giriş kapısının sağında kalan dört hücre, halen gişe ve idare binası olarak kullanılmaktadır. Girişin solunda kalan 13 hücrenin baştan iki tanesi postnişîn ve mesnevîhân hücresi olarak, orijinal eşyaları ile teşhir edilmiştir. En sondaki iki hücre ise değerli kitap koleksiyonlarını müzemize hediye eden Rahmetli Abdülbakî Gölpınarlı ile Dr. Mehmet Önder'in kitaplarına tahsis edilmiştir. Halen kütüphane olarak hizmet vermektedir. Diğer 9 hücrenin ara duvarları kaldırılarak birbirine bağlı iki büyük koridor elde edilmiştir. Bu koridorlardan birinde ülkemizin Kula, Gördes, Uşak, Kırşehir gibi yörelerine ait tarihi halıları, diğer koridorda ise Konya İli'ne bağlı, Ladik, Karaman, Karapınar, Sille gibi yörelerde dokunmuş tarihi halılar sergilenmektedir. Bu hücrelerin koridora açılan pencere ve kapı boşluklarına yapılan vitrinlerde ise Mevlevî etnografyasına ait pazarcı maşası, mütteka, nefîr gibi dergâhtan müzeye nakledilen tarihi nitelikteki eşyalarla, müze koleksiyonunda yer alan son derece değerli Bursa kumaşları sergilenmektedir. Matbah Bölümü Matbah müzenin güneybatı köşesinde yer alır. 1584 yılında Sultan III. Murat tarafından yaptırılmıştır. Dergâhın müzeye dönüştürülüğü 1926 yılına kadar yemek ihtiyacı burada karşılanıyordu. 1990 yılında yapılan onarımlardan sonra bu bölümün teşhir ve tanzimi mankenler ile yeniden yapılmıştır. Matbahın asıl işlevi olan yemek pişirme ve somat denilen sofrada yemek yeme adabı mankenlerle anlatılmaya çalışılmıştır. Matbahın diğer işlevlerinden olan Nev-ni-yâz denilen Mevlevî aday adayı saka postu üzerinde otururken, semâ talim çivisi yanında ise semâ dedesinin can tabir edilen Mevlevî derviş adayına semâ talim ettirişi anlatılm... Devamı

Galata Mevlevihanesi

2008-03-22 23:18:00

Galata Mevlevihanesi Müzesi II.Bayazid dönemi beylerbeylerinden İskender Paşa'nın Galata sırtlarında bulunan av köşkü üzerinde 1491'de inşa edilen Galata diğer adıyla Kulekapısı Mevlevihanesi İstanbul'da inşa edilen ilk mevlevihanedir. Sultan III. Mustafa devrinde şeyh İsa Dede'nin postnişinliği zamanında çıkan 1765 Tophane yangını ile tamamen yanan Mevlevihane, 1766'da yeniden inşa edilmiştir. Bu ilk Mevlevihane ile ilgili fazla bilgi olmamakla birlikte Evliya Çelebi Galata Mevlevihanesi'nde yüz kadar derviş hücresinin olduğundan bahseder. Sırasıyla Sultan III. Selim, Sultan II.Mahmud ve Sultan Abdulmecid dönemlerinde esaslı onarımlar geçirmiştir . Manas Kalfa tarafından yapılan onarımla son şeklini alan Semahane'de kapı üzerinde bu onarımla ilgili Sultan Abdulmecid tuğralı 1859( H.1279) tarihli inşa kitabesi bulunmaktadır. III. Selim zamanında 1791'de ünlü Divan Şairi Şeyh Galib'in postnişinliğine atanmasıyla altın devrini yaşayan Mevlevihane Osmanlı döneminde yenilikçi ve modernleşmenin öncüsü olmuştur. Galata Mevlevihanesi'nde 1925 yılında tekkelerin kapatılmasına kadar geçen 434 yıl boyunca Türk edebiyatına, musikisine ve diğer sanat dallarına hizmet veren edebiyatçı, sanatkar ve müzisyen yetişmiştir. Müzenin ana binasını oluşturan semahane; Alk katta dedegan odaları, somat ve meydan; girişte ortada ahşap sütunlarla oluşan sekizgen mekanda Sema Alanı, solda kuzeyden girişi olan Bacılar Dairesi ve sağda İdare olarak kullanılan güneybatıdan girişi olan Selamlık giriş ve holü; Üstte Hünkar Mahfili, Konya postnişin odası ve yabancılar loca bulunmaktadır. Müzenin Semahane bölümü ziyarete açık olup sema alanının etrafındaki vitrinlerde Mevlevi kıyafet ve Kültürü ile müzik aletleri sergilenmektedir. Müze Beyoğlu'nda Türk-İslam karakteri taşıyan en önemli yapılardan olup Müzede Mevlevilikle ilgili tarikat, tekke eşyaları ile müzik aletleri sergilenmektedir. Hafta sonları (Bakanlığımız Kısa Süreli Tahsis Yönetmeliği'n... Devamı